Gaziantep-Nizip Mülteci Kampı Ziyareti ( Foto)

Merhaba, Bildiğiniz gibi Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi (DÇDK), Gaziantep Nizip'te Suriyeliler için kurulan mülteci kampına TC Dışişleri Bakanlığı ile koordineli olarak Suriyeli Çerkesleri taşıyor.

09 Haziran 2013 09:59
6 Haziran gecesi 4. uçak da 189 yolcusuyla Gaziantep Havaalanına iniş yaptı. Kafileye ismini yazdırıp uçağın dolması sebebiyle gelemeyen 40 küsür kişi de Pazar günü Gaziantep'te olacaklar. Hemen belirtelim, DÇDK'nın “Çerkes” kavramından kastı, tüm Kuzey Kafkasyalılar... Gerçekten de kampta Adigeler, Abazalar, Dağıstanlılar, Karaçaylar ve Çeçenler beraber kalıp hareket ediyorlar ve Çerkeslerin temsilcisi konumunda olan “muhtarları” da bir Karaçay... Bizim ilk amacımız hakkında çok şey yazılıp çizilen kampı yerinde görüp merakımızı gidermekten çok, vatana dönüş konusunda soydaşlarımızı bilgilendirmek, teşvik ve tespit etmekti. Bugüne kadar 14 kişinin Türkiye üzerinden Abhazya'ya gidişini organize edip finansman sağlamıştık. Ziyaretimiz de bu kapsamdaydı. Fakat bizim için vatan sadece Abhazya olmadığı gibi vatana dönüş de sadece Abhazya'ya dönüş değildi. Bu sebeple Adigey ve KBC'deki Suriyelilerin durumunu, onlara sunulan imkanları ve eksileri artı göstermeden teşvik edici yönlerini Adigey'de DAR ve KBC'de Perit Xase'den yazılı olarak temin edip kampta iletebildiğimiz herkese iletmek de istiyorduk. Ama zaten bizden önce DÇDK bu konuda harekete geçmiş ve 130 Adige'den vatana dönüş için başvuru dilekçesi almıştı. Bununla beraber Abhazya'daki durum hakkında hala çok eksik bilgiler vardı. DAR ve Perit Xase'den bilgi temin ettiğimiz gibi, Abhazya'da da Abhazyalı, Türkiyeli, Suriyeli, Ürdünlü savaş gazileri, repatriantlar ve gençlerin oluşturduğu, geri dönüşçülere adaptasyon konusunda yardımcı olan bir diğer sivil örgütümüz olan Apsadgilah'tan son durumu yansıtan bilgileri istedik. Onlar da bizzat Suriyeli Abazaların ağzından aktarmak adına kendileriyle Adigabze röportaj yapıp bu videoları ve çok sayıda fotoğraf yolladılar. Kafile uçakla inerken biz havalaanında onları bekliyorduk. Kafileye Türkiye'den sadece DÇDK Genel Sekreteri Kenan Kaplan ve AA muhabiri eşlik ediyordu. 4 otobüsle Nizip'e vardığımızda kampın kapısında akrabalarını bekleyen Çerkesleri gördük. Sonra onlarla beraber kampın en sonunda idare binası, okullar, market ve sosyal tesisin de hemen yanında bulunan Çerkeslere ayrılmış olan kısma geldik. Otobüslerin etrafı büyük bir kalabalıkla çevrilmişti, kontrolü sağlamak için sürekli uyarılar, anonslar yapılıyordu, inenler akrabalarını bulup kucaklaşıyorlardı. Gülenler, ağlayanlar, ellerindeki telefonla bizim şarkıları açıp tempo tutanlar vardı. O anların fotoğrafını kimseyi rahatsız etmemek için çekmedik. Kayıtlar yaptırılıp konteynırların anahtarları dağıtılırken fırsattan istifade pek çok kişiyle konuşup -çoğunluğu iyi derece, en azından bizden iyi derece İngilizce konuşuyordu- vatandaki koşulları ve imkanları anlatıp, kamptaki durumu ve memnun olup olmadıklarını sorduk. Aldığımız en kötü cevap, bir kızkardeşimizin gülerek verdiği “Burası Suriye'den iyi” cevabı oldu. Daha orada kamptaki Abazalar ya da ailesinde Abaza olanlar etrafımızda toplanmışlardı. Konteynır numaralarını alıp ertesi gün için randevulaştık. O gece kamp yönetimiyle Kenan Kaplan'ın toplantısına da katıldık. Sonra uyumak için ikna edemediğimiz Kenan Kaplan'ı orda yalnız bırakıp bir kanepede 3 saat de olsa uyuyabildik Sabah erkenden konteynır numarasını aldığımız ailelerden birine gidip Apsadgilah'tan gelen videoları izlettik. Ve sonra diğerlerine... Sorulan sorulardan cevaplayamadıklarımızı direk Özlem Kmza'yı arayıp onun aracılığıyla cevapladık. Kamptaki Abaza ve ailesinde Abaza olanların tamamı aileleriyle beraber Abhazya'ya dönmek için büyük bir istekle pasaportlarını getirdiler. İşlemleri başlatabilmek için pasaportların fotoğraflarını çektik. Daha sonra kampı iyice gezip havaalanına dönmek üzere kamptan ayrıldık. Kamp hakkında söylenebileceklere gelirsek... Allah buna vesile olanlardan razı olsun. Biz kampa girmeden önce, olumsuz iddiaları ayrıntısıyla öğrenebilmek için elimizden geleni yaptık ve iddia sahipleriyle de yüzyüze görüştük. İçlerinde samimi bir biçimde bu zor zamanlarda mücadele eden fakat kampın koşullarını yetersiz gören büyüklerimiz de var. Daha sonra onlara da ilettiğimiz gibi bu konuda onlardan ayrılıyoruz. Zira en olumsuz cevabın sahibi o Çerkes kızının dediği gibi kamp “Suriye'den daha iyi”. Ayrıca DÇDK, Kenan Kaplan'ın talebi üzerine kampta toplantıya katılan Bölge Valisi, Kaymakam ve Jandarma Komutanına da söylendiği gibi artık yerleştirecek ev bulunamayınca bu yola başvurdu. Bununla beraber, bulduğunuz her ev için bir aileyi hemen bugün kamptan çıkarabilir ya da ikna ederseniz Kafkasya'ya taşıyabilirsiniz. Bizim kampa olumlu ve olumsuz yaklaşan herkese söylediğimiz gibi ana kıstasımız, can ve namus güvenliğiydi. Geri kalan herşey için sabredilebilirdi ve zamanla iyileştirilebilirdi. Ki zaten toplantıda da bunun örneğini gördük. Marketteki fiyatlardan, Çerkeslere ranza ve masa tesis edeilmesine, aylık para yardımının miktarının artrılmasından, Çerkeslerin adetleri gereği misafirlerini ağırlamaları için imkan yaratılmasına kadar herşey konuşuldu. Tam bir Çerkes dostu olan Bölge Valisi “ileri derecede” bir yakınlık göstererek, bazı taleplere çekimser yaklaşan yardımcılarına rağmen notlarını aldırıp tüm talepleri karşılama sözü verdi. Ama kimsenin can ve namus güvenliği hakkında bir şikayeti yoktu. Hatta toplantıya katılan muhtar ve diğer Çerkes temsilcileri defalarca kamptan ve yönetimden duydukları memnuniyeti dile getirip, validen kamp yönetiminin ödüllendirilmesini bile istediler. Haklıydılar çünkü gözümüzle gördük ki, kampta çalışanlar için mesai gibi bir kavram yok. Sanki STK gönüllüleriymiş gibi hareket ediyorlardı. Standart işini yapan memur tavrı içinde değillerdi. Bunun sadece o güne özel bir durum olmadığını da öğrendik. Kampta DÇDK'nın temin ettiği Vınn ve telefonların yanısıra yakında 32 bilgisayarlık kısım için de internet bağlantısı kurulacak. Herkesin adını yazdırıp 1 saat sonra teslim alabilecekleri bir çamaşırhane mevcut. Kuaför ve kantin benzeri bir kısım da var sosyal tesiste. Ama bizim için en önemli kısım Araplarla aralarında herhangi bir sınırın bulunmadığı kampta güvenliğin ne durumda olduğuydu. Biz sormadan anlatmaya başlayan çalışanlardan biri, Çerkeslerin olduğu kısma işi olmadığı sürece çalışanların, işçilerin dahi giremediğini, ilk olarak 1 olan güvenlikçi sayısının bugün 8 olduğunu söyledi. Açıkçası bugün Adapazarı'nın Korucuk semtinde kalan 11 kişilik 3 Suriyeli Çerkes aile bu güvenliğe sahip değil. Bu konudaki iddialara binaen, ısrarla tekrar tekrar sorular sordum ama herkes kamptan memnuniyetini, bir iki kişi de Araplarla önemsiz, ufak tartışmaların yaşanabildiğini dile getirdi. Herşey bir yana, bu insanlar Suriyedeki akrabalarıyla her an görüşebiliyorlar. Suriye'nin daha iyi durumda olduğunu düşünen tek bir kişi bile birinci, ikinci ve/veya üçüncü uçak seferinden sonra dördüncünün gelmesine engel olabilirdi. Oysa bunun yerine gördük ki insanlar çocuklarını, annelerini, babalarını, kardeşlerini çağırmışlardı ve onları gözyaşlarıyla kapıda karşılıyorlardı. M.Volkan Yağan-Murat Atrışba 08/06/2013



DÇDK Genel Sekreteri Kenan Kaplan, Suriyeli Çerkes temsilcileri ve kamp yönetimi bölge valisiyle kampın sorunlarını değerlendiriyorlar.























Abaza Salwa, Adige Gış sülalesinden eşi ve kızları Setenay Suriye'den Abhazya'ya yerleşen ailelerinin video ve fotoğraflarını izlerken.




 
Kaynak :
Bu Haber 921 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Sağ Reklam